|
|
|
IRKLAR
Güvercinin bugün dünyada bilinen 800 ırkı bulunmaktadır. Bu ırklara ait güvercinlerin dış yapıları birbirinden o kadar farklıdır ki, bunları bilmeyenlere gösterip, hepsine güvercin deyip inandırmak oldukça zor. Güvercinler bu yönleriyle olsa gerek, evrim teorisinin mimarı Darwin tarafından, doğal seçilim ilkesini açıkladığı kitabında örnek olarak kullanılmışlar. Yine, güvercinin kitlelerin sevgilisi olmasına yol açan önemli bir özellikleridir, fiziksel görünüşlerindeki bu çeşitlilik. Bir an çocukluğumuza dönelim. Kül Kedisi nin beyaz perdedeki yansımasında, Sindrellanın en yakın arkadaşları, geniş yelpaze kuyrukları, mağrur yürüyüşleriyle tavus güvercinleridir.
Fakat herhalde güvercin denince ilk akla gelen özelliklerinden birisi bu kuşların yuvalarına bağlılıklarıdır. İnsanlar güvercinlerin bu özelliklerinden yararlanmasını da bilmişler, posta güvercinleri yaratmışlar. Romalılar, özellikle savaşlar esnasında haberleşmek için güvercinlerden yararlanmışlar. Bağdat halifelerinin posta güvercinlerine çok değer verdikleri bilinmektedir. Çinde ise, M.Ö. 300 yılında, tüm Çini kapsayan bir posta güvercini ağı kurulmuştu. Posta güvercinleri gerçek görevlerini ikinci Dünya Savaşı sonuna dek sürdürmüşlerdir. Günümüzde ise küçük adamın yarış atı olarak anılmaktadırlar. Birçok ülkede posta güvercini yarışları oldukça ilgi gören, boş zaman faaliyetleri arasındadır. Posta güvercincilerinin, merkezi Belçikada olan Uluslar arası bir federasyonları bulunmaktadır. Bu sevdanın büyüklüğüne örnek olması açısından, söz konusu federasyona üye Alman Posta Güvercini Yetiştiricileri Birliğinin 75.000 aktif üyesi bulunmaktadır. Alman posta güvercini yarışlarının en uzun etabı Barselona etabıdır, yaklaşık 2000 km.
Güvercin, aşk tanrısının kutsal kuşundan sokak güvercinlerine İsviçreli biyoloji Profesörü Daniel Haag Wackernagel tarafından yazılan ve güvercinin kültür tarihi içerisindeki yerini derleyen muazzam bir yapıt. Prof. Haag Wackernagel sokak güvercini sorunu üzerinde çalışan bir bilimci. Sokak güvercini de mi ne Bizim şehirlerimizde özellikle camiler civarında çokça bulunan güvercinler. İstanbul Eminönü Camisinin görüntüsünün bütünleştiği kuşlar.Prof.Haag Wackernagel bu güvercinlerde, insani ve bilimsel yöntemlerle populasyon büyüklüğünü kontrol altında tutmanın yollarını arıyor.
Güvercin ve kültür tarihi dedik de, Nuha suların çekildiğini gagasında getirdiği zeytin dalı ile haber veren, İslam Peygamberinin düşmanlarını aldatan güvercini hepimiz biliriz. Güvercin neredeyse tüm çok tanrılı ve tek tanrılı dinlerde genellikle iyi olarak anılmaktadır. Birçok antik figürde ve duvar resimlerinde güvercin motifine rastlamak mümkündür. Güvercinin günümüzdeki yaygın kültürel değeri ise barış sembolü olarak görülmesidir.
Aşağıdaki Bandırma manisi günümüzde güvercinin en yaygın olarak bilinen özelliğini yansıtmaktadır.
Evlerinin önü bakla,
Güvercinler Atar Takla
İki Gözüm Ahmet Abim,
Kesenin Cebini Yokla
Taklacı güvercinler taklalarını, güvercin taklası oyunundan farklı olarak havada, kanatları ekseninde geriye doğru atarlar. Bunların içerisinde birer birer takla atanlar vardır; ikişer ikişer, daha fazla ve hatta bazıları taklalarını yere kadar peş peşe sıralarlar. Bazıları ise takla atmaktan uçamazlar.
Güvercinler neden takla atarlar Prof. Nicolai evcil güvercinin atası olan yabani güvercinde kaya güvercini, Columba liva bu özelliğin görülmediğini, genlerdeki bir değişim (mutasyon) sonrasında takla atmanın, taklacı güvercinde kur davranışının hipertrofiye, yani abartılmış bir hali olduğunu söyler. Ülkemizde en yaygın olarak yetiştirilen ırk Takla güvercinidir. Bazı yörelerde Mardin olarak da anılır. Kökeni Doğu, Güneydoğu Anadolu Bölgesidir. Genellikle paçalı olan bu ırk, tüy rengi bakımından çeşitlilik gösterir. Uçuş ve takla özelliğine gelince, uzun süre istemsiz olarak havada kalır. Kümesinin bulunduğu dama süzülerek gelir, alçalır kondu, konacak dersiniz birden kanatlarını birbirine vurarak ve arada birer takla atarak dimdik yukarıya doğru çıkar. Bu sesli oyun birkaç saat sürebilir.
Bazı Avrupa ırkları var, çok yüksekte, gözün algılayamayacağı yükseklikte uçma özellikleri olan ya da bir gün boyunca aç susuz havada, evinin etrafında daireler çizen ırklar. Bu ırklar, 18. ve 19. yüzyıllarda Güney Asya, özellikle Hindistandan Avrupaya getirilen taklacı güvercinlerin yüksek ya da uzun süreli uçma yönünden seçilen torunları. Ama artık takla atmıyorlar, performanslarının tamamını uçmaya veriyorlar.
Galiba biz Türkler havada akrobasi yapmayan güvercinleri sevmiyoruz. Zira yalnızca uçan güvercinleri, farklı terimlerle de olsa yoz olarak nitelendiriyoruz. Akrobasi deyince örneğin, taklacı güvercinlerin dışında, kümese doğru uçarken yerdeki güvercinlerin kanat çırpmalarını gördüğünde gaga kuyruk ekseninde, pervane gibi hızla dönen bir güvercin ırkı da var. Dönek adı verilen ve Yunanlılar tarafından da sevilen, kökeni Batı Anadoluya dayanan bir ırk. Daha başkaları da var, marifetli ırklar grubunda, Kelebek, Dolapçı, Taklambaç, Trakya Taklacısı gibi.
Güvercin sevgisi kişiyi, insanı sevmeye zorluyor adeta. Tersini de söylemek mümkün, hayvanları seven insanlar diğer insanları da seviyorlar ve doğayı. Kendimden örnek vereyim. Güvercin beni Türkiyenin tüm kentlerine bağlıyor. Tüm Türkiyede insanlar tanıyorum, sevdiğim insanlar tek bağımız, ortaklığımız güvercin. Ülkeleri birbirine bağlıyor dilini bildiğim veya bilmediğim kişilerden mektup, elektronik posta alıyorum. Güvercin dendiğinde kıtaları aşıyor insanlar. Bir gün sabahın dördünde ABDden tanımadığım Yunanlı bir kuşçu telefonla aradı, Dönek güvercini istiyordu. Kuşbaz olmak ne büyük şans!
prof. Dr. Türker SAVAŞ
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi
|
|
|
|
|
selcukpelivan@mynet.com
TEL:0532 212 7452
TAKLA
Bu ırkın yetiştirme amacı taklalı performans ve fiziksel güzellik üstün bir seviyeye getirilirken aynı zamanda ırkların geleneksel özelliklerinin korunmasıdır. Usta bir taklacı yetiştiricisinin üretici olarak dünya çapında bütün öteki ırkların besleyicilerinden daha yüksek bir seviyede olması gerekir.
Elindeki kuşların gerçek aslını bilmek ve bunları geldikleri damarın özelliklerine göre, geleneksel yöntemlerle üretirken kuşların performansını ve aynı zamanda fiziksel özellilerini geliştirmek bir sanattır.
Bu seviyede kuşçuya günümüzde rastlamak ender bir hale gelmiş olup, güzelim taklacılarımız tarihi özelliklerini yitirmeye başlamıştır. Bunun başlıca nedenlerinden birisi eskiden olmıyan şehirler arası kuş transferidir. Taklacıları yetiştirmenin sadece performans olduğunu düşünen yetiştiricilerin yıllarca başka yörelerden kuşlar getirip kendi kuşlarıyla kırmalarından dolayı geçmişte bir birinden çok farklı olan değişik sehirlerin kuşları bu gün bir birine çok benzer hale gelmişlerdir.
Usta bir taklacı besleyicisinin kuşlarından önce kendi bazı kişisel özelliklerinin olması gerekir. En başta güvenilir, açık sözlü, kuşları kadar doğayı, insanları seven ve sayan birisi olmalıdır. Bunlardan sonra birisi gerçek bir kuşçu olma yoluna çıkabilir.
Şimdiye kadar kaç kuşçuyu ziyaret ettim bilmem. Tanıdığım en iyi insanlarıda, en tuhaf insanlarıda bu sayede görmüş oldum. Fakat bir şeyi hatırlarım, o da kuşları ne kadar iyi olursa olsun hiç kimsenin hileci, yalancı, sahtekar birisini bana usta kuşçu olarak tavsiye etmediği.
Ustaların dışında çok iyi kuşçular var. Tahminim sizlerinde tanıdığı bir kaç kişi vardır. Dikkat edilmesi gereken şey, bu kişilerin kuslarına bakıldığında ya çok iyi oynayan kusların olması yada çok güzel fakat averaj performanslı kuşlara rastlanması.
Daha öncede dediğim gibi ikisini birlikte yapabilmek zoru yapmaktır.
Bu yazıda taklacılarımız hakkında kendi bilgi ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
'''DEVAMI İÇİN.TIKAYINIZ....
GÜVERCİNLER EVLERİNİ NASIL BULUYOR
Bir insan bile daha önce hiç bulunmadığı bir yerden evine ulaşmak için mutlaka başkalarının yardımına ihtiyaç duyarken, bu konuda güvercinleri insanlardan üstün kılan özellik nedir?
Bilimsel adı Columbia liva olan güvercinler, yüzyıllar boyunca güçlü yön bulma yetenekleri sayesinde insanlara hizmet etmişlerdir. Güvercinlerin, 1150 yılında Bağdatta mesaj iletme amaçlı kullanıldığı, dünyaca ünlü Reuters haber ajansının kurucusu Paul Reutersin 1850de Belçikanın Brüksel kenti ile Almanyanın Aachen kenti arasında, 45 güvercinden oluşan bir filo ile haber ve borsa tahvil fiyatlarını dağıttığı bilinmektedir. İşte bilim adamlarını bu canlıları incelemeye yönelten de bu özel yetenek olmuştur. On yıllar boyunca süren çalışmalar sonucunda güvercinlerin evlerinin yolunu tekrar nasıl bulabildikleri sorusunun cevabı, yakın zamanda yapılan araştırmalar sonucunda bulunmuş ve bu muhteşem canlıların manyetik alanları algılama yeteneğine sahip oldukları anlaşılmıştır. Üstelik güvercinleri her seferinde şaşmaz bir doğrulukla yuvalarına ulaştıran manyetik algılama sisteminin, bu kuşun birkaç cm boyutundaki gagasında saklı bulunduğu keşfedilmiştir.
Güvercin Gagasındaki Manyetik Konumlandırma Sistemi
Güvercinin gagası, Almanya Hamburgda bulunan HASYLAB senkrotron (elektronları ışık hızına yakın bir hıza çıkan özel bir parçacık hızlandırıcı) laboratuvarlarında bilim adamları tarafından oldukça ayrıntılı bir biçimde incelenmiş, yapılan araştırmalarda şu sonuçlar elde edilmiştir:
Güvercinlerin üst gagasını kaplayan derinin duyusal sinir hücresine giden ince liflerinde (dendritlerinde) demir içeren maghemit ve manyetit parçacıklara sahip olduğu bulunmuştur.
Dendritler üç boyutlu ve oldukça kompleks bir yapıya sahiptir. Dünyanın dış manyetik alanına çok duyarlı olan, özel yaratılmış bu alıcılar, manyetik alanda meydana gelen değişikliği üç bileşeni ile ayrı ayrı analiz ederek elde ettiği verilere göre yönlendirme yapar.
Bu biçimde Dünyanın manyetik alanıyla etkileşim sağlayan manyetitli hücreler algıladığı verileri sinirlere iletir, sinirler ise bunları elektrik sinyallerine çevirerek beyne yorumlaması için gönderir.
İşte, güvercinin yapısındaki tüm sistemlerin birbiri ile, mükemmel bir uyum içinde çalışması sayesinde kuş binlerce kilometre uzaklıktaki evinin konumunu şaşmaz bir hesapla tayin edebilir. İnsanların, güvercinin ilk yaratıldığı günden beri sahip olduğu bu sistemin benzerini yapabilmeleri ise çok uzun süren araştırmalar sonucunda mümkün olmuş ve üç eksenli manyetometreler (Manyetik momentleri ve manyetik alanların momentlerini ölçmeye, karşılaştırmaya yarayan aygıt) yapılabilmiştir. Gaganın yapısındaki mükemmel detayı şuursuz atomların bir araya gelerek yapamayacağı ise çok açık bir gerçektir. Kuşkusuz gaganın sahip olduğu kusursuz detay, Yüce Allahın üstün aklının ve yaratma sanatının delillerinden yalnızca biridir.
Güvercinin Gagasındaki Mükemmel Detay
Bilim adamları güvercinin gagasını farklı ışık ve elektron mikroskopları altında incelemişlerdir. Yaptıkları araştırma sonucunda elde ettikleri bulgular mükemmel bir detayın varlığını ortaya koymuştur. Peki bilim adamlarını hayrete düşüren bu detaylar nelerdir?
Columba livia isimli posta güvercininin üst gagası 5 mikron (mikron, milimetrenin binde biri) çaplı ve süper mıknatıs özelliğine sahip manyetit (SPM) kristaller içerir.
Bu kristaller (SPM nanokristalleri) yaklaşık olarak 1-2 mikron çaplı demetler şeklinde toplanmışlardır.
Her manyetik SPM demeti, hücrenin yüzeyine açılan lif kutucuklarına gömülüdür ve bu kutucuklar sayesinde manyetik demetler hassas bir şekilde sinir liflerine yapışırlar.
Gaganın içinde, manyetik özellikleri olan demetlere ek olarak, ikinci bir inorganik yapı keşfedilmiştir: Bu, uzun bir sinir lifinin sonlandığı yerde bulunan nano kristal yapıdaki demir-fosfat tabakadır. (500 nm (nanometre) uzunluk ve genişlikte, en fazla 100 nm kalınlıktadır)
Sinir liflerinin ucunda bulunan bu demir-fosfat tabakaların anatomik özellikleri incelendiğinde, kuşların Dünyanın manyetik şiddetinde meydana gelen en küçük değişiklikleri bile hissetmelerini sağladıkları anlaşılmıştır.
ALINTI..
|
|